Hrant’a Mektub ve Bozulan Güvercin Töre’si

0
233

“Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce. “ (Dink, 2007) Güvercin töresini bozdular. Yıl 2007…Bir makale kaleme almıştı Hrant…. töre bilmezlerin pusuya yattığı günlerde güvercin töresini hatırlatıyordu yazısında: Tedirgindi, “güvercinin ruh tedirginliği”…Ey eli tesbihli, başı takkeli, alnı secdeli Anadolu halkı, bir Ermeni tedirgin müslüman mahallesinde.

Ne dersiniz buna bilmem…Ama ben utandım…Güvercin töresini 12 yıl önce yazmadım diye diye de utandım…Hayalindeki güvercini vurdular ve biz bir şey yapamadık, utandım. Peygamberi saklayan Sevr mağarası kapısındaki güvercini çölün azılı katillerinin bile dokunmadığı güvercin töresini vurdular ve bi şey yapamadım diye utandım.Sevr’e dönün yüzünüzü, ayrıntıya eğilin ve iyice bakın sonra şu soruyu sorun? Sahi katiller bile güvercine dokunmamışlardı, değil mi?Evet dokunmamışlardı.Hrantın hayali, 1400 yıl önceki bedevi insanlarda bile bugünden tazeydi… 

1400 yıl sonra Hrant’ı okuyun şimdi, bundan 12 yıl önce… Güvercin töresini yani… Şunları diyordu Hrant: “Biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.” (Dink, 2007)Asırlık büyüyü bozdu töre bilmezler ve dokunuldu işte…Hrant değil sadece, güvercine ve güvercin töresine dokunuldu ya bu topraklarda, güvercinler bile affetmeyecek bunu…Asırlar önce sadece çöl kurallarına aşina katil Bedevinin çölde dokunmadığı güvercine asırlar sonra müslüman bir medeniyetpayitahtında dokunuldu işte.“Güvercinler şehrin ta içlerinde insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.” demişti, bi de Hrant. Bir güvercin kalbiyle bakın tepeden ve tıkayın kulaklarınızı kalabalıklara, izleyin…

İki kişi dolaşıyor bu şehirde. Biri katil ve töre bilmeyen bir nefret içinde, öbürü güvercin töresinden umutlu, mükedder…Şehrin bir odasında masa başında umut, bir odasında pusuya yatan nefretten bir çehre…bir güvercin masalındaki kalem kırıldı, beyler…Ocak ayında müslüman bir medeniyetin başkentinde hem de… Peygamberin diliyle muştulanan Konstantinapoliste… Sahi İstanbul demiştik adına, müslümanlaşsın diye, evet Istanbul…Güvercinlerin vurulduğu şehirlerin adı önemli mi sizce…?Şehri güzel yapan, şehirdeki güzellerdir, dostlarım. Güvercinlerin özgürce uçmadığı şehirler güzel değil bence…Ey Hrant, Sen yoksun, senin gibiler de ülkesinden sürgün…Şehir de sussun şimdi, ben de…Yüzyıllardır güvercinlere yuva olan bir şehir güvercin kalbini koruyamadı diye sussunBen de 12 yıldır güvercinin Sevr hikayesini anlatıp da güvercin töresine inanan adamın hikayesini anlatmadım diye susayım…Sene 2019,

Kanada’da hava soğuk, aylardan Ocak. Hrant bir güvercinin hikayesinde…Güvercin…Töresiyle meşhur…Tarihiyle meşhur…Simgesiyle meşhur…Hz Nebi, katillerden kaçıp sığındığı mağaraya kapıcılık yapan güvercin…Ve o güvercin şimdi Hrantın hikayesindeHrantın kalemindeki güvercini iyi okuyun dostlar…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.