Misafir

0
133

Sefere çıkan, seyahat eden, yolcu  manalarına gelen ” misafir” Arapça bir kelimedir. Burada, bir fıkhi terim olarak misafirlik yani seferi olma durumunu anlatacak değiliz.

Meşakkat ve mihnetlerle dolu bir serüvenin, dünya yolculuğunun misafirliğimize dair yanına dokunacağız.

Uzun yollar geçilir ebedi kalınacak menzile varmak için. Ademoğlunun misafirliği alın yazısıdır. 

O, ruhlar alemi ve anne karnınındaki eyleşmelerinden sonra gelmiş bulunduğu dünyada aciz, zayıf bir misafir olarak ağırlanır adeta. Hem de Müşfik ve Kerem sahibi bir Zat tarafından…

Zaman zaman yanılıp kendini ev sahibi sanmaları , “kalk gidiyorsun” ikazlarıyla son bulur. O yüzden fazla alışmamalı bulunduğu yerlere misafir.

Kişi ,yaşadığı şehirde misafirdir. Içinde bulunduğu yaşta misafirdir. Makamı ve statüsünde misafirdir. 

Misafirin misafirliğini bilmesi, iz’an ve irfanındandır. Onun bu durumundan gafil olması ise sadece acılarını çoğaltır.

Misafir olarak kalınan yerler, aram eylenen meskenler ; yol ve yolcu hikayeleriyle doludur. 

Bir önceki ayrıldığı istasyon, bir sonraki varacağı terminal, gönlünde peyda olan misafirlik hüznünü besler durur. Şen şakrak hallerinin bile, mükedder televvünlü oluşu bu yüzdendir.

Diyebiliriz ki iç içe ayrılıklar toplamı gibidir misafirin hayatı. 

Yolculuğunun kara orman saçlarından bir yalım gibi kavradığı bu hüzün, asıl vatana özlemi tetikler. Uğranan her menzil, kendine ait bir dille “sen buralı değilsin ” der ona. 

Hani Ahmet Haşim’ in:

” Bu bir lisanı hafidir ki ruha dolmakta” 

(Bu ruha dolan gizli bir dildir.)dediği gibi. 

Biyolojik kulağıyla duyamaz ;ama ruha neler neler fısıldar…

Varılan yerde valizini fazla yaymamalı misafir. Kapıya yakın oturmalı bir de. Gözü yolda olmalı onun. Yükünü hafif tutmalı ki hareket kolaylığı olsun.

Uğrak yerlerinden ayrılmalar, kronolojik sıraya göre değildir misafirler için. Yani önce gelen önce gidecek diye bir kural yoktur. 

Büyük  sevdayla, fevkalade emekle , erilen menziller; kısacık soluklanmalar mesabesinde, yüzünü gösterince ; ‘gazoz kapaklarına elmas fiyatı’ ödendiği acı acı anlaşılır; ama olan olmuştur bir kere.

Misafir olduğu her mekana,az da olsa kendi boyasını çalar o … Ve her mekandan muktesebatına dahil ettikleri vardır onun.

Hey gidi ihtiyar dünya, sen ne aziz misafirlere şahitlik ettin … Ve de ikrah getirilesi konukların oldu senin…

Kainatın İftihar Tablosu,  yani yeryüzünün en Kutlu Misafiri ve O’ nun Sadık arkadaşını konuk etmekle şereflenmiş köşklere ,kasırlara  değişilmeyecek mübarek mağara : Sevr. 

Asrın beyin yapıcısını misafir etmekle, haneleri kutlu bir yuva hüviyeti kazanan mübarek aile , duvarların ihtizaza gelmesine şahit olunca , karı koca bir birlerine müjdelemişlerdi başlarına konan talih  kuşunu…

Içinde, kupkuru toraktan başka bir şey olmayan saksıya soruyorlar :

“Senin içinin boş olduğunu, bir çiçeğin, bitkinin olmadığını görüyoruz. Ama hal böyleyken, senden burcu burcu  kokular geliyor.” bu nedendir? 

Saksı cevap veriyor :

” Ben bir zaman bir güle dayelik ettim yani bağrımda misafir ettim onu.

 Konuk- konak etkileşimi bir nevi…

Misafirin konforu, rahatı  talebetmesi meşakkat ve mihnetlere davetiyedir. Çünkü yola çıkışlar her zaman planlı ve yeterli imkanlarla olmayabilir,  hatta neredeyse hiçbir zaman olmayabilir. 

Yolda olan, yola çıkan , çıkış yolu arayan misafirler… Ne kadar hızlı koşsa da insan, kaderden hızlı koşamıyor.

Cebri hicret misafirleri…

Modern mağara ,”Sevr Yolunda”, misafirleri..

Medreseyi Yusufiye misafirleri…

Meriç misafirleri…

Ebedi alemin kapısından girmiş berzah misafirleri…

Her menzil geçici uğrak yeridir.

Şimdilik evet buradasınız. Buraları Yıldız Sarayına değişilmeyecek yerler haline getirmek ya da ah u vah ile yas tutulan taziye evi yapmak… Tercihiniz, bulunduğunuz yerleri nurlandırsın.

Gücün , otoritenin, alçakça zulümlerin planlandığı demhane misafirleri… 

Oluklar çift.

Sanmayın bu devran hep böyle gider.

Her misafire söylenen “Kalk gidiyoruz” çağrısı , size de yapıldığı zaman o çağrı, şimdi aldığınız hazzı kat kat elem’e dönuştürecek inanın.

Biraz dikkat kesilseniz, seleflerinizin feryatlarını duyacaksınız. 

Ama heyhat…!

Tercih her misafirin hür iradesinindir.  

 Yazımızı bir hikmetli söz ile bitirelim:

Çeşmi insaf ile bak,

Bu dünya bir misafirhanedir.

Bir mukim adem bulunmaz,

Ne acip kaşanedir?

Akibet bir kefendir sermayesi,

Şah u gedanın.

Bununla iftihar eden,

Mecnun değil ya nedir ?

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.