”Kanada Bir Daha Özür Dilemesin ! ”

0
255

Kananada Başbakanı Justin Trudeau, resmi sosyal medya hesaplarından bir paylaşım yaptı ve  7 Kasım 1939’da 907 Yahudi mültecinin MS St.Louis gemisi ile Nazi rejiminden kaçarak Kanada’ya geldiğini ancak o günkü yöneticilerin karar vermekte geciktiğini dolayısıyla  geri gönderilen mültecilerin önemli bir bölümünün Almanya’daki toplama kamplarında hayatlarını kaybettiğini duyurdu.  907 Yahudi mülteci için özür dileyen Trudeau, paylaşımında, “bu, mutlak bir ahlaki başarısızlıktı ve elbette bu özür kurbanları geri getiremiyor. Ancak bu yanlışı düzeltmede yapabileceğimiz şeyi yapmaya kararlıyız” ifadelerini kullandı. Başbakan Justin Trudeau, ülke tarihinde alınan ve bugünkü modern medeniyet anlayışına göre yanlış olarak nitelendirilen birçok konu için ilgili başka gruplardan da özür diledi.

Bunlardan bazıları, cinsel tercihleri için hedef haline getirilen eşcinsel erkek ve kadınlar, Kanada’nın 1914 yılında çoğu Sih olmak üzere 376 göçmeni taşıyan Komagata Maru gemisini geri çevirme kararından dolayı Sihler ve diğer aileler. Bu arada eski Kanada Başbakanı Stephen Joseph Harper da ailelerinden koparılarak, asimilasyon amacıyla zorla yatılı kilise okullarına gönderilen ve buralarda tecavüz ve istismara maruz kalan yerli Kanadalılardan 2008 yılında resmen özür dilemişti. Kanada daha önce de Ukraynalı, İtalyan ve Japon asıllı Kanadalılardan, I.Dünya Savaşı yıllarındaki uygulamalar nedeniyle özür dilemişti.

Yukardaki haber beni devlet itibarını ihtişamda sarayda ve zenginlikte arayan devlet adamlarını düşünmeye sevketti. Bir devlet geçmişte yaptığı yanlışlardan dolayı özür dileyip faturasına  katlanır mı? Asya mantığında devlet özür dilemez, devlet adamları hiç dilemezler. Onlar en doğrusunu en güzelini yapmışlardır ve zaten faturasını halk ödemiştir. Bu fatura bazen ekonomik bazen de sosyolajik olabilir. Kardeş kavgası, büyük ekonomik buhranları, bitmek tükünmek bilmeyen ırk tartışmaları ve boşa giden milli enerji.

Modern ve demokratik dünya ne kadar eski olursa olsun kendi ayıplarıyla yüzleşiyor, özür diliyor ve eyleme geçiyor. Kanada yeni bir devlet fakat güçlü politikacılar yetiştirmiş. Fransa ve İngilterenin devlet tecrübesi Kanada’ya yön vermis. Yanı başındaki ABD dünya devleri arasında ve Kanada ile güçlü ekonomik ve kültürel ilişkiler yaşıyor.

Trudeau’nu bu paylaşımları ne Kanadalı muhalifleri ayaklandırdı ne de taraftarları gece boyunca ellerinde bayraklarla sokaklarda araç kornalarına basarak dolaştı. Herşey olması gerektiği gibi sakin ve itibarlıydı. Bundan sonra ne olur, Kanada bu özürün ardından nasıl eyleme geçer bunu zaman gösterecek. Ama tarih bir devletin bütün kurumlarıyla boy aynasına bakıp kendiyle yüzleştiğini yazdı.

Diğer bir konu da Kanada mültecilerin ülkeye alınmaması ile ilgili olarak geçmişte yaşadığı bu kusuru bugün yaşayıp gelcekete yeniden özür dilemek istemiyor. Son yıllarda ülkeye mülteci olarak girenlerin sayısı arttı. Kanada nüfusu 37 milyona ulaştı. Devlet gelen mültecileri mağdur etmediği gibi onları topluma kazandırmak için ciddi uğraşlar veriyor. Özellikle eğitim alanında yaptığı yatırımlar takdire şayan.

Bu arada Türkiye’deki baskı ve şiddet ortamından uzaklaşıp kendine Kanada’da bir fırsat bulan Türk vatandaşları da bir an önce Kanada’nın bu alicenaplığına ve cömertliğine karşılık vermek için ilk önce ve en hızlı olarak dil problemlerini çözmeye çalışıyor.

Çok kısa bir gelecekte Kanada bugünkü mültecileri kabul ettiği için ne kadar kendisiyle övüneceğini hep birlikte göreceğiz. Çünkü eğitim seviyesi yüksek, çalışmaktan yorulmayan ve birlikte yaşama konusunda ciddi tecrübeler kazanmış bu insanların Kanada’nın geleceğine olağanüstü değerler kazandıracağına inanıyorum.

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.